Şimdi… Cumhuriyetin yasalarına uygun felsefemize dayanan yaşam biçimimizi sunmaya çalışacağım.
Yaşam biçimi önemli ama bence daha da önemlisi bir işin esasıdır.
Herkeste İnanç bulunduktan sonra başınızı örtmüşsünüz veya açmışsınız, ayağınıza bot giymişsiniz veya çıplak gezmişsiniz, kanımca, pek de önemli değildir.
Yaşamdaki en önemli olgu zamana uymaktır. Zaman bir boyuttur ve değişkendir. Sürekli değişir ve değişikliğe uymak zamana uymaktır. Zamana uyan İnanç lazım bize, genç heyecan, genç istek, genç heves… İnanın diller bile kendi içinde zamana uyarak değişiyor.
Aşağıda okuyacağınız Türklam Yaşam Biçimini her ne kadar ben yazdıysam da, itiraf etmeliyim ki kopya çektim.
Kopyayı Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan siz laik, aydın ve bilinçli yurttaşlarımdan çektim, bir iki değişiklik ekledim.
Bu nedenle tümü değilse bile, Türklam Yaşam Biçiminin çoğu parçalarını hepiniz uyguluyorsunuz zaten.
Herkes kendinden bir parça bulacak.
Tümünü bulmayacak herhalde çünkü tümü çok kapsamlı bir alan. Belki hepsini düşünmüşleriniz vardır da bunları böyle bir dizin halinde görmemişsinizdir.
Bazı önerilerim itici gelebilir, özellikle ilk okuduğunuz ve düşündüğünüzde.
Yine de Türklam bir devrimdir, Türklam bir yeniliktir. Bu yeniliği ben getirmedim, yineliyorum. Asırlar süren Osmanlının Homo Muslimus’una, bu devrimleri getiren, üstün insan Kemal Atatürk’tür. Ben sadece devrimlerin hepsini kapsayan Türklam adını verdim, o kadar. Yapımcı Gazi Kemal Atatürk’tür.
Devrimler ve yenilikler hemen kabul görür mü, yoksa hemen itici gelir de sonra mı ısınırsınız?
Göreceğiz, ama herhalde ikinci şık daha doğru.
Birazdan okuyacağınız bazı önerilerim sizlere çarpıcı veya itici gelebilir. Doğrusu herkesin beğenebileceği bir pilav pişirmek oldukça zordur.
Bir pilav yapacaksınız, 55 milyon kişi yiyecek ve hepsi ne kadar güzel olmuş, elinize sağlık diyecek ( Böyle tümceler yazıldığında nüfusumuz 55 milyonmuş.) Mümkün mü? Bence değil.
Ne var ki şimdiye dek böylesi bir pilav yapan çıkmadı ortaya. En azından elimizde karın doyuracak bir yemek var!
İzleyen makalelerde okuyacaklarınızdan beğenecekleriniz ve beğenmeyecekleriniz, kabul edecekleriniz ve ret edecekleriniz öneriler bulacaksınız. Doğrusu da budur.
İlerideki senelerde halkın çoğunlukla beğendiği ve uyguladığı önerilerim kalır, ret edilenler ve uygulanmayanlar rafa kalkar ve unutulur. Böylece dalgalı deniz yerini sakin denize bırakır.
Beğenmedikleriniz için beni eleştirebilirsiniz, beğendikleriniz için ise alkışlamayın. Sadece düşünün, yeter.
Önerilerin maddeler halinde sunulması olgun bir tartışma ortamı yaratabilir ve en doğruyu buldurabilir ise, ne mutlu bana.
Son kez hatırlatıyorum, sadece Türklam’ı düşünüp sadece Türklam’ı tartışıp sadece Türklam’ı eleştireceğiz. Başka dinleri eleştirmeyeceğiz.
Yineliyorum Türklam din değil yaşam biçimidir. Ama her din bir yaşam biçimi getirdiği için dinmiş gibi gelebilirse de din değildir. Din gibi gelebileceğinden başka dinleri Türklam ile kıyaslayarak diğer dinlerden konuşmayın, diğer dinleri eleştirmeyin. Diğer dinleri yok farz edin.
Yaşam yaşanacak sanattır. Usta yaşayıcı usta sanatkardır.
Sanat felsefenin özünden doğan biçim ile belli eder kendisini.
Ne mutlu Türklam’ım diyebilene