OSMANLI, OSMANLICA

O

Eğer Osman oğulları Türkçe konuşmayı sürdürseler idi Türklüklerini koruyabilirlerdi.

Eğer Türkçeyi sevip yüceltmiş olsalardı, Türkçe bugün Avrupa’daki her ulusun ikinci dili olurdu.

Ancak Osmanlı Hanedanı giderek Türklük davasını bıraktı, Türkçeyi terk etti ve Hanedan onlar için en önemli olgu haline geldi; dersek fazla abartılı mı olur?

Devletleri son bulduğunda Osmanlı Sülalesi artık yabancılarla sık evlenme yüzünden,  Türk değildi dersek çok mu abartılı olur?

 Konuştukları dil, Osmanlıca, artık Türkçe değildi, bu kesin çünkü ismi bile Türkçe değil, dersek tam isabet etmiş olmaz mıyız?  

Osmanlı Devletinde yaşayan Türkler ile Osmanlı Devleti arasındaki ilişki öylesine değişti ki Osmanlı toprağında yaşayan Rumlar, Ermeniler, Musevilerden hiç farkı kalmadı ve hatta daha da kötü duruma geldi.

İşitmişsinizdir, Osmanlı Devleti zamanında, Türk adı, küfür yerine geçerdi, derler, ben şahsen bilmiyorum, öyleyse ne ayıp, değil mi?

Osmanlı Devleti dağıldığında toprakları üzerinde kendi dillerini konuşan çok sayıda devlet oluşmuştur ya işte Türklerin Devleti, Türkiye Cumhuriyeti de bunlardan birisidir demek daha doğru olmaz mı?

Ülkemiz de aynen diğerleri gibi, Yunanistan ve Bulgaristan gibi,  Bağımsızlık Savaşı ile kazanılmış bir toprak parçasıdır demek çok mu yanlış olur? Hem de biraz daha zahmetlisini düşünün. Hem dış düşmanlara ve hem de iç düşmana karşı kazanılmış bir savaştır.

Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyetinin Osmanlı Devleti ile ilişkisi adeta Yunanistan gibi, Kuveyt gibidir demek çok aşırı bir iddia mı olur? Bir yerde doğru bir yerde yanlış çünkü Osmanlı Devletinin borçlarını biz ödedik.

Bütünüyle değilse bile doğru yanı yok mudur?  Yüzde kaçı doğrudur diye tartışılması doğru bir konudur.  Önemlidir çünkü çıkacak sonuç insana başka bir düşünce aşılayabilir.

Osmanlı Devleti ile Türkiye Cumhuriyetinin dili ayrıdır; onlar Osmanlıca konuşuyorlar, bizler Türkçe.

Dini ayrıdır, onlar Osmanlı Müslümanı bizler ise laik Müslümanız ve eğer kabul ederseniz Türklam’ız; desek tam doğruyu söylemiş olmaz mıyız?

Osmanlı Devleti bir ümmet devleti biz ise milli devletiz.

         Dolayısıyla, bu iki devletin temel ayrılıkları o kadar çoktur ki benzerlikleri bulmak zordur.

Dolayısıyla, Türkiye’de Türk-İslam sentezi olmamalıdır demek, Osmanlı olmamalıdır demekle eş anlamlıdır.

Türk-İslam sentezi iyidir demek, Osmanlı iyidir, demektir ve esas olarak Türkiye Cumhuriyetini reddetmektir ki bu ret dil, din, yaşam biçimi ve felsefe reddidir. Toplumun yararına değildir. Bu reddi yapanlar bir süre, örneğin 1-2 sene,  örneğin, İran, Afganistan veya Suudi Arabistan’da veya benzer ülkelerde yaşamalı ve kararlarını bu sürenin sonunda vermelidirler.

Karşıt olarak Türkiye’de Türk-İslam sentezi yoktur diyebilmek, Türkiye’de Türklük var demektir, Türkçe var demektir, Türk ekini var demektir.

Türklük böylece dış ve ne yaptığını bilmeyen kısa ve dar görüşlü şaşkınların iç etkilerinden kurtulduktan sonra ancak kendi benliğine kavuşabilecektir.

About the author

Dr. Erdem Alptuna

Erdem Alptuna tıp doktoru ve üniversite doçentidir.
Dr. Alptuna, Atatürk Devrimlerine uyum sağlayarak yaşayan insanların Yaşam Biçimine ve Felsefesini inceledi ve ortaya başka bir yaşam biçimi çıktığını kavradı. Bu yeni yaşam biçimine Türklam adını yakıştırdı. Ayrıca bugüne ve dünyaya daha iyi uyum sağlayacak birkaç yeni kural daha getirdi.
Dr. Erdem Alptuna bu blog’da, bu makaleler ile Türklam Yaşam Felsefesinin kurallarını anlatıyor. Cumhuriyetin kaya gibi sağlam yaşaması için Türk, Türkçe ve Türklam’a gereksinim vardır diyor. Türklam bir din değildir. Ama benzer bir Yaşam Felsefesi ve bu felsefeden doğan bir Yaşam Biçimidir. Dr. Alptuna herkesi makaleleri sürekli okuyarak Türklam’ı öğrenmeye davet eder. Beğenenlerin de kendilerini Türklam’ım adıyla tanımlamasını önerir.
Türkiye, Türk, Türkçe ve Türklam Dr. Alptuna’ya göre Atatürk Devrimlerinin doğal sonucu, Türk Devrimlerinin en son halidir.

Add Comment

Dr. Erdem Alptuna

Erdem Alptuna tıp doktoru ve üniversite doçentidir.
Dr. Alptuna, Atatürk Devrimlerine uyum sağlayarak yaşayan insanların Yaşam Biçimine ve Felsefesini inceledi ve ortaya başka bir yaşam biçimi çıktığını kavradı. Bu yeni yaşam biçimine Türklam adını yakıştırdı. Ayrıca bugüne ve dünyaya daha iyi uyum sağlayacak birkaç yeni kural daha getirdi.
Dr. Erdem Alptuna bu blog’da, bu makaleler ile Türklam Yaşam Felsefesinin kurallarını anlatıyor. Cumhuriyetin kaya gibi sağlam yaşaması için Türk, Türkçe ve Türklam’a gereksinim vardır diyor. Türklam bir din değildir. Ama benzer bir Yaşam Felsefesi ve bu felsefeden doğan bir Yaşam Biçimidir. Dr. Alptuna herkesi makaleleri sürekli okuyarak Türklam’ı öğrenmeye davet eder. Beğenenlerin de kendilerini Türklam’ım adıyla tanımlamasını önerir.
Türkiye, Türk, Türkçe ve Türklam Dr. Alptuna’ya göre Atatürk Devrimlerinin doğal sonucu, Türk Devrimlerinin en son halidir.