Atatürk’ten Edebiyat Kitabı Yazmasını Rica Ediyorum

A

                                                                                                         

                                                                                    

Sene 1954. Nazilli’deki küçük odamızda, öğretmenimin verdiği geometri dersini çalışırken babam geldi. ( Babam 1933 İstanbul Tıp Fakültesi mezunu bir hekim idi ve 7 yıllık zorunlu doğu hizmetinin ardından Ankara Numune Hastanesinde Çocuk Hastalıkları Uzmanı olmuştu). Babam ders kitabımdaki üçgeni parmağıyla işaret ederek,  “ Buna ne diyorsunuz şimdi?” diye sordu.

“Üçgen diyoruz.”

“Biz müselles derdik, pekiyi ya buna, ya buna, ya buna?”

Hepsini yanıtladım: Dörtgen, beşgen, açı, yamuk, kare.

Babam kullandığım sözcüklerden fevkalade memnun kalmıştı. “ En nihayet çocuklarımıza anlayacakları dilden bir şeyler öğretiyorlar, biz ne kadar zorlandıydık bir bilseniz.”

Çocuk hastalıkları doktoru olan babamın o gün kullandığımız geometri deyimlerini bulan insanın Kemal Atatürk olduğunu bilip bilmediğini şimdi bilemeyeceğim ve soramayacağım çünkü babam öldü. Ben ise kendi 50’li yaşlarımda öğrendim geometri kitabını yazanın ve kitabındaki bunca ismi bulan insanın Atatürk olduğunu ve ona olan hayranlığım daha da arttı.

Bir asker kalkıyor, onca devrimi gerçekleştirirken hem devlet adamı oluyor, hem ülke kurtarıyor, hem diplomat oluyor, hem devrimci oluyor ve bunlar ve daha nicesi yetmiyor sanki de oturup bir de Türk çocukları öğrensin diye Türkçe Değimler bularak Geometri Kitabı yazıyor.

Bugünlerde kızım edebiyat dersi alıyor ve ahlayıp pufluyor ve bir takım Arapça sözcükleri sorup duruyor. Zaten Saint-Joseph Fransız Lisesinde okuyor ve bütün dersler Fransızca. Bir de şimdi Türk Edebiyatında Arapça öğreniyor. Bütün değimler Arapça. Üzüldüm.

Türkiye babamın sevmediği “müsellese” dönmüş 2000’li senelerde!  

Haydi dedim, kendi kendime, Atatürk’e rica etsem de bir de benim kızım için, biz Türkler için, Türkçe edebiyat kitabını okuyabilelim diye Türk Terimleri ile bir Türkçe Edebiyat Kitabı yazsa!

Sevgili büyüğüm Atatürk, Türkçe değimler oluşturarak bir Türkçe edebiyat Kitabı kaleme alır mısınız, lütfen.

Sonra birden daha da üzüldüm. Kemal Atatürk ölmüştü ve çok uzun zamandır artık kitap yazmıyordu, ülkeyi yönetmiyordu, devrimlerini denetleyemiyordu.

 Bir çok öğretmen yetiştirdiğini, öğretmen okulları açtığını duymuştum da daha daha da üzülerek merak ettim. Yetiştirdiği hiç bir edebiyat öğretmeni mi bir Türkçe Değimler veya Terimler Edebiyat kitabı yazmasını becerememişti?

Olsun dedim, yine kendi kendime, yine de Atatürk’e bir danışayım, bir sorayım.

Atatürk,

Sayın ve sevgili büyüğüm, bize Türkçe terimleri içeren bir Türkçe Edebiyat kitabı yazar mısınız, lütfen?  

O kadar büyüksünüz ki, öyle inanıyorum ki, neredeyseniz, oradan bize yetişir, bu işlemin de eylemin de gerçekleşmesini sağlarsınız.

Kemal Atatürk 1938 de öldü, biliyorum 

Ama kim bilir?

Belki ricamı yerine getiriverir!

About the author

Dr. Erdem Alptuna

Erdem Alptuna tıp doktoru ve üniversite doçentidir.
Dr. Alptuna, Atatürk Devrimlerine uyum sağlayarak yaşayan insanların Yaşam Biçimine ve Felsefesini inceledi ve ortaya başka bir yaşam biçimi çıktığını kavradı. Bu yeni yaşam biçimine Türklam adını yakıştırdı. Ayrıca bugüne ve dünyaya daha iyi uyum sağlayacak birkaç yeni kural daha getirdi.
Dr. Erdem Alptuna bu blog’da, bu makaleler ile Türklam Yaşam Felsefesinin kurallarını anlatıyor. Cumhuriyetin kaya gibi sağlam yaşaması için Türk, Türkçe ve Türklam’a gereksinim vardır diyor. Türklam bir din değildir. Ama benzer bir Yaşam Felsefesi ve bu felsefeden doğan bir Yaşam Biçimidir. Dr. Alptuna herkesi makaleleri sürekli okuyarak Türklam’ı öğrenmeye davet eder. Beğenenlerin de kendilerini Türklam’ım adıyla tanımlamasını önerir.
Türkiye, Türk, Türkçe ve Türklam Dr. Alptuna’ya göre Atatürk Devrimlerinin doğal sonucu, Türk Devrimlerinin en son halidir.

Add Comment

Dr. Erdem Alptuna

Erdem Alptuna tıp doktoru ve üniversite doçentidir.
Dr. Alptuna, Atatürk Devrimlerine uyum sağlayarak yaşayan insanların Yaşam Biçimine ve Felsefesini inceledi ve ortaya başka bir yaşam biçimi çıktığını kavradı. Bu yeni yaşam biçimine Türklam adını yakıştırdı. Ayrıca bugüne ve dünyaya daha iyi uyum sağlayacak birkaç yeni kural daha getirdi.
Dr. Erdem Alptuna bu blog’da, bu makaleler ile Türklam Yaşam Felsefesinin kurallarını anlatıyor. Cumhuriyetin kaya gibi sağlam yaşaması için Türk, Türkçe ve Türklam’a gereksinim vardır diyor. Türklam bir din değildir. Ama benzer bir Yaşam Felsefesi ve bu felsefeden doğan bir Yaşam Biçimidir. Dr. Alptuna herkesi makaleleri sürekli okuyarak Türklam’ı öğrenmeye davet eder. Beğenenlerin de kendilerini Türklam’ım adıyla tanımlamasını önerir.
Türkiye, Türk, Türkçe ve Türklam Dr. Alptuna’ya göre Atatürk Devrimlerinin doğal sonucu, Türk Devrimlerinin en son halidir.