Ayrıca, bakın aklıma başka bir soru daha geldi, takıldı kaldı çivi gibi, acıtıcı.
Araplar neden Türkçe ad almıyorlar da tersi oluyor?
Üstelik Araplar, yüzyıllarca Türklerin idaresinde ve Türkçe konuşulan bir devlette yaşamadılar mı?
Yüzyıllar boyunca Türkler yöneten, Araplar ise yönetilen değil miydi?
Hep yöneten, yönetilene ne yapılacağını söylemez mi?
Nerede görülmüş yöneten üstün insanın, yönettiği insanların adlarını ve dillerini aldığı?
Sorunun yanıtı şöyle olmalı: Çünkü yüzeyde yönetenler Türklerdir.
Buna karşın, derinde, esas yönetici İslam Dini idi; ne yazık ki bugün de öyledir.
Din ise gerçekte Arapçanın elinde ve emrindeydi.
Arapçanın emrindeyse Arapların emrindedir,
Din nedeniyle görünmeyen bir hayalet vardı Türklerin yaşamında: Araplar; dillerini egemen kılmışlardı ama kendileri yok gibiydiler.
Ne kurgu, değil mi? Ne gizlilik değil mi?
Bunlar yanıtları kolay sorular.
Böyle üzücü bir takım sorular var ki insanın gönlü bulanıyor.
Ancak yanıtı verdikten sonra kabullenmek zor paşam çok zor!
Türklük için kaç asırlık kayıp bu!
Türkçe için ne akıl almaz aymazlık bu!
Yüzyıllar boyunca nasıl böyle kör, sağır, topal, akılsız kalabildik!
Ama hayır, kurgu bu kadar basit değil. Bizler de o kadar aptal değiliz. Kurguyu anlatınca daha iyi anlayacaksınız. Şimdilik yavaş ilerliyoruz.
*** Tanrım bizleri yanılgılardan, iyi izlenim veren hırsızlardan, güzel görünümlü kötülerden, mantığı iyi yalancılardan, bilimi güçlü düzenbazlardan, Senin adına konuşan hilecilerden koru. Bütün kötülüklerden korunmak için Sana sığınır Senden yardım dileriz. Sana yalvarır, sana dua ederiz. Sen bizim ışığımız ve yol göstericimizsin.***